HIV enfeksiyonu, AIDS olarak bilinen hastalığa sebep olmaktadır. AIDS, sonradan oluşan bağışıklık yetmezliği anlamına gelmektedir. Vücuttaki bağışıklık sisteminin çökmesi nadir olarak görülen ya da çok ağır seyretmeyen kanserlerin ve enfeksiyonların çok daha fazla görüldüğü ve ağır seyrettiği bulaşıcı ve ölümcül bir rahatsızlıktır. AIDS, HIV virüsü tarafından oluşmaktadır.

HIV virüsü, vücuda bulaşmasının ardından, bağışıklık sistemini güçlü tutan ve hastalıklara karşı direnç sağlayan akyuvarların fonksiyonlarını bozarak tahrip eder. Bu durumda akyuvarların sayısının azalması sonucunda da normal kişilerde çok daha hafif olarak seyreden kanserler ya da enfeksiyonlar hem ağır seyreder hem de daha sık olarak görülür. Fırsatçı enfeksiyonlar, hastalığın daha da ağırlaşmasına ve ölüme neden olur. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ve fırsatçı enfeksiyonlar HIV virüsünün bulaşmasından yaklaşık yedi ile on yıllık bir süreç geçtikten sonra ortaya çıkar. HIV virüsünün bulaşmasının ardından hastalığın belirtileri iki dönmede görülmektedir. İlk belirtiler, virüsün bulaşmasının ardından 15 gün ile 2 aylık bir sürecin geçmesiyle birlikte gribe benzer belirtiler görülür. Bu durum bazen 3 ya da 5 gün sürerken bazı durumlarda da bir ya da iki ay kadar sürer. Lenf bezlerindeki büyümeler, ateş, kas ağrıları, farenjit, baş ağrıları, kusma ve pamukçuk gibi belirtilerin görüldüğü ilk dönemden sonra hasta yedi ya da on yıl kadar sürebilen belirtisiz dönem başlar. İlk belirtilerin kaybolduğu ve görülmediği bu süre en az iki yıl en fazla yirmi yıl kadar sürebilir. İkinci dönemde ise akyuvarların sayısının belirli bir oranın altına düşmesiyle birlikte fırsatçı enfeksiyonlar ve dolayısıyla da kanserler ortaya çıkar. Bu süreçte hasta kilo kaybetmeye başlar. Ayrıca sürekli halsizlik, nedensiz ateş, baş ağrıları, vücudun belirli bölgelerinin 2 ya da daha fazlasında lenf büyümeleri, uzun süreli ve tedavi edilmeyen ishal, deride pullanmalar, ağızda oluşan mantar enfeksiyonları da ikinci dönemde görülen belirtilerdir.  AIDS hastalığının görülme yaşı tüm dünyada ve ülkemizde görülme yaşı 15 ile 39 yaş arasıdır.  Hastalığın en fazla görüldüğü yaşlar, uyuşturucu kullanımının sık yaşandığı ve cinsel yaşamın aktif olduğu yaşlardır. İlk dönemlerde bu hastalık daha çok erkeklerde ve homoseksüellerde görülüyordu. Hastalığın yayılmasıyla birlikte heteroseksüel ilişki ile de bulaşmaya başlamasıyla birlikte hastalığa yakalanan kadınların sayısı da arttı. Kadınlarda da bu hastalığın artması sonucunda yeni doğanlarda da HIV virüsü görülme sayısı da arttı.

HIV virüsü taşıyıcılarından bulaşan hastalık, taşıyıcıya ait olan tüm yaşamsal sıvılarla bulaşabilmektedir. Daha çok kanda, vajinal sıvıda ve spermde görülürken, tükürük, süt ve idrar gibi sıvı çıkartılarda da az olmakla birlikte görülmektedir. HIV virüsünün üç ayrı şekilde bulaştığını söylemek mümkündür. Öncelikle vajinal, oral ve anal olmak üzere tüm cinsel yollarla bulaşabilir. İkinci olarak, kanla birlikte kan ürünlerinin bulaştığı tüm malzemelerle ve son olarak da anneden bebeğe bulaşır. Bunun dışındaki sosyal davranışlar ile HIV virüsü bulaşmaz. Bu detayın bilinmesi AIDS hastalarının dışlanmaması ve ayrımcılığa maruz kalmamaları açısından önemlidir.

İlknur BİLGİN
Author

Lise sağlık çıkışlı, Marmara Üniversitesi iletişim fakültesi mezunu yazarım. Yazılarım hiç bir kar amacı gütmez. Tamamen bilgilendirme amaçlıdır.

Yorum Yazabilirsiniz :)